Uzaylıların Dönüşü

 28 Nisan 2011 tarihli blog yazımı küçük bir güncelleme sonrası yeniden yayınlanıyorum.

Farkında mısınız? Son bir kaç yıldır sinemalarda uzaylı istilası konulu filmlerde bir patlama yaşanıyor. Acaba neden?

Bu konuda aklıma gelenleri paylaşmak istedim.
Öncelikle şunu hatırlamakta fayda var; sinema izleyicisi bir düşmana, kötü adama ihtiyaç duyar. Beyazperdeye yansıyan somut bir düşman görmek ister. Zaten sinemada hemen her şeyi anlatmak için somut görsel ögeler kullanılmasi doğaldır. Sözle anlatılan tehditlerin ete kemiğe bürünmüş haline ihtiyaç duyar izleyici.
Peki Türkiye dahil Dünyanın büyük kesiminde en yaygın olarak izlenen Amerikan sineması izleyicinin önüne pataklanmak için bir Rus ya da Çinli koyabilir mi artık? Onu da geçelim, soğuk savaş sonrası moda olan Latin Amerika’lı ya da Ortadoğu’lu diktatör generaller izleyiciyi keser mi? Hiç sanmam…
İzleyicinin olumsuz duygularını yansıtacağı ve suçluluk hissetmeden şiddete maruz bırakılabilecek kötü adam bulmak zor artık. Üstelik Dünya’da işlerin yolunda gitmediği de ortada. E biz kimi suçlayacağız şimdi? Kime yansıtacağız günahlarımızın sorumluluğunu?
Bir kaç yapımcı yine kadim düşman Şeytan ve düşmüş meleklere yöneldiyse de karşısında tüm halklar ve inanç gruplarının birleşebileceği ortak düşman için uzaylılar daha uygun görünüyor.
Bu kötü uzaylılarla savaşırken de doğal olarak en yüksek teknoloji, en güçlü silahlarla donanmış orduya sahip Amerika Birleşik Devletleri de lider konumunda olacak.
Uzak doğu sineması her türlü canavar ve uzaylıyı metafor olarak kullanırken Hollywood savaş filmlerindeki cesaret, vatanseverlik (gezegenseverlik), fedakarlık gibi olumlu değerleri uzaylılarla savaşan topluluğa uyarlayıp Amerikan değerlerine bağlı tüm halkların doğal lideri ve kurtarıcısı bir Dünya Devleti olarak Amerika Birleşik Devletleri ve ordusunu yerleştiriyor.
Tabii bir de bu uzaylıların bilinçaltımıza yönelik temsil ettiği toplumlar, inanç sistemleri -ister bilinçli yerleştirilmiş ister senaristin bilinçaltını yansıtıyor olsun- ayrı bir tartışma konusu.
Ne dersiniz?
Bu arada son yıllarda yine patlama yaşanan zombiler ve uygarlığın çöküşüne dair filmler ve bilgisayar oyunları ayrı bir analizi hakediyor. Bu konuda şimdilik sadece şu ilginç bilgiyi paylaşayım; George A. Romero’nun 1968 yılı yapımı “Night of the Living Dead- Yaşayan Ölülerin Gecesi” filminde aslında zombiler değil de uzaylıların kötü adam olmaları planlamış ama bütçe yetersizliği nedeniyle uzaylılar yerine mezarlarından çıkan (pahalı kostüm ve makyaja ihtiyacı olmayan) ölüler kullanılmıştı. Kaderin bu cilvesi, belki de, günümüze kadar devam eden zombi efsanesinin doğuşuna katkıda bulunmuştu.
Zombiler ve vampirlerin neden bu kadar popüler olduklarına dair fikirlerimi paylaşmayı bir dahaki yazıma saklarken, sizlere kötü adamları ister uzaylı isterse zombi olsun iyi filmler ve iyi seyirler diliyorum.

Yorum yapın

Sinema ve Edebiyat altında arşivlenmiş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.