YAKUZA ne demek?

Kendi parmaklarını kesmeleri ve vücutlarını kaplayan abartılı dövmeleriyle meşhur Japon yeraltı örgütü Yakuza’nın ismini nereden aldığını hiç merak ettiniz mi? Bu yazımızın konusu bir çok kurmaca esere ilham veren ünlü örgütün tarih sahnesine gerçek çıkış öyküsü.

Bu örgütle ilgili bir çok şey popüler kültürde önemli yer bulmuş olmasına karşın kökenleri ve isminin anlamı konusunda bir çok kişinin yanlış bilgilere sahip olduğunu farkettim. Yeni nesil, Yakuza kelimesini PC oyunlarından veya Xbox 360, PS3 ve Wii gibi oyun konsollarındaki aynı isimli oyun serisinden öğrenmiş oluyor çoğunlukla, orta yaş grubu ve üzerindekiler ise polisiye macera ve suç filmlerinden aşina bu örgüte.

Bir radyo programının canlı yayınına  bağlanarak Yakuza kelimesinin kökenini sorduğumda sunuculardan biri örgütün adının yak ve uza kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu söyledi esprili bir şekilde. Aslında kulağa çok uygun bir cevapmış gibi geliyor. Neden olmasın. Belki de kökeni Türkçe’dir. Bu arada doğru yanıtı bilemediler ve ben de ufak bir hediye kazandım o yarışmada.

Yakuza gerçekten de bileşik bir kelime. Ya, ku ve sa kelimelerinin bileşiminden oluşuyor. Zamanla sa kısmı za olarak telaffuz edilmeye başlanılmış.

Bu kelimelerin Türkçe anlamları şöyle; ya sekiz, ku dokuz, sa ise üç demek. Peki bu sayılar ne anlama geliyor. Öncelikle Uzakdoğu’da sayılarla ilgili sembolizmin önemli olduğunu ve özellikle Çin’in meşhur Triad örgütünün üyelerinin farklı görevlere göre farklı sayılarla temsil edildiğini hatırlatayım. Örgütün tarihçesinden biraz bahsedersek isminin anlamı daha kolay kavranabilir.

Feodal Japonya’da efendilerine bağlılıklarıyla bilinen Samuraylar toplumda oldukça saygın yeri olan ve korku duyulan insanlardı. Katana denilen özel kılıcı taşıma hakkı olan, iyi para kazanmışsa güzel bir zırha ve ata da sahip olabilen bu savaşçılar çiftçiler karşısında tartışmasız üst sınıfa aitlerdi.

Zamanla feodal düzen değişmeye başladı ve samuraylar artık hizmetlerini sunacak efendileri bulamaz hale geldiler. 17. yüzyılın başlarına gelindiğinde neredeyse 500.000 samuray işsiz kalmıştı. Hatamoto-yakko (Şogun’un hizmetkarları) diye anılan samuraylar varoluş amaçlarını kaybetmiş ve başka bir meslekten anlamayan kişilerdi. Tokugawa dönemindeki barış onların büyük kısmını birer Ronin’e (Dalga adam- efendisiz samuray) dönüşmek zorunda bırakmıştı.

Bunların bir kısmı kabuki-mono (çılgınlar, garip şeyler) diye isimlendirilen egzantrik serserilere dönüştü. Muromachi döneminin sonları ve Edo döneminin başlarına denk gelen aralıkta her türden aşırılığı yapabilen samuray çeteleriydi bunlar. Yerel halka kötü davranan, hatta yan baktı diye insanları katanayla biçen bu grup çoğu kişi tarafından Yakuza’nın ilk hali sanılır ancak gerçek çok farklıdır.

Adlarına ister Hatamoto-yakko denilsin ister kabuki-mono, bu kaba saba ve acımasız topluluk karşısında halkın kendisini korumak için bir yöntem bulması gerekiyordu. İşte bu dönemde devreye machi-yakko’lar (halkın hizmetkarları) denilen topluluk girdi.

Bunlar sıradan insanlardan oluşuyorlardı. Katipler, dükkan sahipleri, işçiler, hancılar, işsiz güçsüz roninler. Ancak bu grubun üyelerinin ortak bir özelliği vardı; Hepsi de tecrübeli kumarbazlardı ve bu durum onların aynen bugünkü Yakuza’da olduğu gibi kendi aralarında ve liderleriyle yakın bir ilişki ağı örmelerine yardımcı olan bir ögeydi. Bu kişiler köyleri ve şehirleri hatamoto-yakko’dan korumak için silahlandılar ve bugün en çok korkulan ve merak edilen gizli örgütlerden biri olan Yakuza’nın temelleri böylece atılmış oldu.

En çok sevdikleri oyun ise üç kartla oynanan hanafuda (çiçekli kart) denilen oyundu. Bu oyunda en kötü el 20 puanlık eldi ve 8, 9 ve 3 saylıarının toplamı da 20 ettiğinden kendilerinin toplumda en aşağıda ve en şanssız grup olduklarını ifade etmek için bu ismi seçtiler.
İşte, büyük paralar, acımasız çeteler ve vücutları baştan başa dövmeli esrarengiz mafya üyelerini çağrıştıran bu ismin gerçek kökleri böyle.

Bu arada, video oyunları ve konsolları üreten ünlü Nintendo firmasının 1889 yılında el yapımı hanafuda kartları üreterek hayatına başladığını da bir not olarak ileteyim.

Yorum yapın

Popüler Kültür altında arşivlenmiş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.